August 21
..............................
.......HOŞ GELDİNİZ.....
.......................................


Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

SEN !
Tırnaklarınla yastığını parçaladınmı? Gözlerini tavana dikip, düşündüğün oldumu bütün gece? Ve bütün bir gün, belki gelir ümidiyle bekledinmi hiç? Gelmeyince, seni aramayınca, ölesiye ağladınmı? Sonra çekilip en kuytusuna yalnızlıkların, dev bir ağacın altında ölmeyi, bir teselli aramayı ,ıssız parklarda, tenha sokaklarda, deli divane yollara düşüp, yaşlanmış bir köpek gibi, eskimiş bir gömlek gibi, atılmış hissettiğin oldumu? Sevmekten, günler, geceler boyunca yürümekten, yüreğin hiç yoruldumu? Sen ! yalnızlığın acısını bilirmisin? Unutulmak bir hançer gibi saplandımı sırtına? İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtımı? Bütün gururunu çiğneyip, sevdiğinin geçtiği yollarda, bastığı toprakları eğilip öptünmü? Sen ! Çaresizlik nedir bilirmisin? Sen ! Yokluk nedir gördünmü? Yanan başını duvarlara vurup, parçalamak geldimi içinden? Sen ! Hergün bir defa daha öldünmü? Böyleyim diye ayıplama beni. Bir gün kendimi sonsuzluğun koynuna bırakırım, yaralı ve yenik bir insan gibi, darılma! unutma ki her seven adsız bir kahramandır. Unutma ki insan sevebildiği kadar İNSANDIR.
MUTLULUĞUN SIRRI ???
Bir tüccar Mutluluğun Sırrını öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir saraya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş. Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış. Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Sırrını açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş -Ama sizden bir ricada bulunacağım,- diye eklemiş bilge, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. -Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz.-Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. -Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumdaki Acem halılarını gördünüz mü ? Bahçıvan Başı’nın yapmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü ? Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi? Utanan delikanlı hiçbir şey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş -Öyleyse git, evrenimim harikalarını tanı,- demiş ona bilge. -Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.- İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat eserlerine dikkat ediyormuş Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat eserlerinin zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce, gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış -Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?- diye sormuş bilge Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş -Peki,-demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, -sana verebileceğim tek bir öğüt var: Mutluluğun Sırrı dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan...

ℓı яüуαℓαя уαzıℓıя∂ı..!๏๏ 
Benden selam Benden selam söylen vefasız yare Gurbet benim olsun sıla kendine.. Çekilmedik derdimizi bölüşek Yadı ben alayım sıla kendine..
Dökek derdimizi ölçek bölüşek Ne el bize ne biz ele karışak Felek bize gül demezki gülüşek Cefa benim olsun çile kendine..
Çektigim cefalar yar senden geldi Bana bu sitemler kar senden geldi Başımdaki duman kar senden geldi Ben kara bağlayım ala kendine..
Evvelden hastadır yaralı gönlüm Sevdayı mahbuba ereli gönlüm Aşkın gömleğine gireli gönlüm Hicranı Veysel'den n'ola kendi
Beni Hatırla Demiyorum
Beni hatırla, demiyorum Hatırlanmak için önce unutulmak gerekir Unutulmak gerekir, bir anlık ta olsa, unutulmak gerekir Sen unutma beni, bir an bile unutama Aklından yüreğinden çıkarıp, atama Ben olayım, aldığın her solukta Ben olayım, gözlerine değen her bakışta Ben olayım, baharda kışta
Sen ol Sen ve ben olalım bu aşkta Beni hatırla demiyorum, bir tanem Sen oldun tek düşüncem Sen oldun, gündüzüm gecem Beni hatırla demiyorum Hatırlanmak için, bir an, bir saniye bile olsa Unutulmak Unutulmak gerekir, bir tanem Sen unutma beni, bir an bile unutama Aklından, yüreğinden çıkarıp atama Çünkü ben Ben seni işte böyle seviyorum Bir an, bir saniye bile unutamıyorum
DİLEK
Yürek, ruh Duygu, hayal bu Yaşama kucak açan sevda bu!
Bir de nefret Kin, kızgınlık belki suskunluk bu!
Hani aşk Yasakları yok sayan Ateş bu, zirvede savaş bu!
Korkular ensemizde ki O soğuk nefes! Karanlıkda ki gölge Ürpertir ya yüreğimizi Adım adım peşimizdedir ya hani.
Ölüm var ya, ölüm! Gizinde med cezirler yaratan ölüm...!
Aslında unutulmak Ahh...! İşte en kötüsü unutulmak! Kimbilir hiç yaşanmamış gibi son olmak
Ne ağırdır o unutulmak! ...
Mermere yazılır maniler Geçmiş tarihler Soguk ve sessizlik Ölgün ağaçların uğultusu ve unutulmak!
Unutanların, unutulanların Hep aynı adresi olan, son mekan!
Yaşarken unutulmak ölüm! Öldüğün de unutulmak unutanın acısı Ve kendine ihanetidir unutmak!
Herşey içimizde saklı Ölümsüz gerçeklerde unutulmak değil Unutmamak dileğiyle! ...
Basit aşk
Benimkisi basit aşk... Tıpkı basit kesir gibi payı benim paydası hep benden büyük; basitçe sevdim seni her zamanki basit tavırlarımla: Basit bir merhaba Basit bir öpüş. Aldırış etmeden basitliğime, Sevdim seni Her basit şey gibi fark edilmeden Bitiverdi bir gün basit bir sebepten, Basit bir şekilde. Ve Hüzünlenirken basit aşkıma bir gün ben, Anladım hayatın basitliğini, Basitin karmaşıklığını.
esmer_serseri06@live.com
Unutulmakunutulmak sevginin ölümsüzleştiği unutulmak aşkın en gerçek hali unutulmak acı yıllara bir yılın daha eklentisi unutulmak gönüldeki darbelerin en derini unutulmak zor ama hayatın en acı gerçeği......
Faili Meçhul Cinayet !!!
Herkesin biraz faili olduğu meçhul bir cinayetti yüreğim... Olay yeri
incelemesi için gelen dedektifler, parmak izlerinin kime ait olduğunu
anlayamamıştı... O kadar çoktu ki cinayetimin failleri... O kadar çoktu ki üzerime yağan kurşunlar... O kadar kan akmıştı ki canımdan… O kadar çoktu ki canımdan can alanlar !!!
Üstlenen olmamıştı cinayetimi... Sahip çıkan da… Hiçbir masal kahramanı o yüreğe sahip değildi… Cesedimi teşhis etmek için morga çağırılanlar, tanımadıklarını söylediler o soğuk yüzlü kadının cesedini…
Timsah gözyaşları bile dökemeden ardımdan, arkalarını dönüp gitmişlerdi koşarak… Yüzleşmeye cesaretleri var mıydı ki… Ne benimle, ne de kendileriyle… Muhasebe yapacak vicdanları da yoktu onların… Kendilerince, verilecek hesapları da…
Ben ise…
Gözleri açık soğuk cesedimle ve buz kesmiş yüreğimle manşetlerdeydim artık...
HERKESİN BİRAZ FAİLİ OLDUĞU MEÇHUL BİR CİNAYET OLARAK !!!
( SERSERİ )
Uzak Denizin mavisini görebileceği bir duvara tutunur erguvan dokununca kapanan küstüm çiçekleridir mimozalar ayrılık karanfil kokar,gözlerin papatya gitme yüzüm solmasın...
Uzak iklimlerde de çocuklar vardır kuşları çok seven gemiler değil, denizlerdir uzaklaşan bizden bazen...
FaiLi meçhuL bir a$kın kimLiqinde sakLı kaybım..
çırpınarak sıcak avuçlarıma ne zaman seni düşünsem ne zaman sen gelsen aklıma kaldıramıyacağım bir yük biniyor yapraklarıma umutlarıma taş basıyor yokluğun kar düşüyor henüz tomurcuk umutlarıma
YAPRAKLARIM DÖKÜLÜYOR GECENİN AYAZINDA YORGUNLUĞUM DAHA BİR SUSKUN ÇOCUKSU KALIYOR HEP BİR YANIM OYSA....İLK SONBAHARIM DEĞİLKİ BU..
Døkûñamadañ †êñîñê, öpêmêdêñ öpûLê$î dûdakLaRîñî,mäh$êRê êR†êLêdîm Vû$La†î.
ßêñ ø kaRga$ada ñê ¥apaRîm ßîLmêm ama,
îñ$añ mah$êRdê $êvdîgî¥Lê ßêRaßêRdîR dêRLêR.
$êñî $êvî¥øRûm...
..Kapattım Ucu Kıvrılı Yerinden Bir Defteri..
..Bir Defter Adında Hükümlü Şimdi..
Daha O Gün Anlamalıydım.. Bu İlişkinin Sonu Olmadığını, Ne Yapsak Faydasız,, Senle Ben, Biz Olmuyor.. Hayatın En Hüzünlü Anı, Deli Gibi Sevdiğin İnsanın Buna Hiç Değmediğini Gördüğün Andır..
|